Ayçiçeği Yetiştiriciliği ve Tarihçesi
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Ayçiçeği Yetiştiriciliği ve Tarihçesi  (Okunma sayısı 3642 defa)

Koray ÖZEN

  • Yönetici
  • Teknik Destek
  • *****
  • İleti: 252
  • www.Tohumcular.com www.facebook.com/EgeTohum
Ayçiçeği Yetiştiriciliği ve Tarihçesi
« : 16 Mayıs 2012, 17:09:55 »
AYÇİÇEĞİ
(HELİANTHUS ANNUUS)


 Günebakan, Gündöndü ve Günçiçeği diye de bilinen yabancı döllenen tek yıllık
 Bir bitki. Ayçiçeğinin boyu, yarım metreden dört metreye kadar varır. Sap kalınlığı 1 ile 4 cm arasında
değişir. Ayçiçeğinin yaprakları iri ve kalp şeklinde olup, renkleri açık yeşilden koyu yeşile kadar
değişir. Bitkinin yaprakları, dalları ve sapı tüylüdür. Ayçiçeği saplarının içi özle doludur. Çiçekler
ana sap veya dalların ucunda teşekkül eden tablalarda meydana gelir. Bu tabla çapları 10-30 cm. dir
Tablalar üzerinde iki çeşit çiçek vardır. Tablanın ilk iki sırasındaki çiçekler kısır olup ürün vermezler.
Bunların erkek ve dişi organları yoktur. Kısır çiçeklerin taç yaprakları, tablanın dışa gelen kısmında
bir dil şeklinde uzanmış olup, uzunlukları yarım ile iki santimetre arasındadır. Renkleri beyazımsı
kırmızımtırak, portakal renklidir. Son derece güzel bir görünüşe sahiptirler. Bu çiçeklerin bir tabladaki
sayısı 50 ile 200 arasında değişir. Ayçiçeği tohumlarının bin tanesinin ağırlığı 70 ile 200 gram
arasındadır. Yağlı çeşitlerin tohumları daha küçük, çerezlik çeşitlerin ise daha büyüktür.
Ayçiçeği tohumlarında yüzde 35 oranında kabuk ve yüzde 65 oranında da iç bulunmaktadır.
Kabuklu tohumların yağ oranı yüzde 40-55; içteki yağ oranı ise yüzde 65-70 dolayındadır.
Ayçiçeği ışığa karşı duyarlı bir bitki olup, güneşin hareketini takip eder. Buna fototropi denir.


AYÇİÇEĞİ BİTKİSİNİN TARİHÇESİ

 Köklerinin Peru olduğunu göstermesine rağmen yapılan araştırmalar bu bitkinin Meksika nın kuzeyinden ve kuzeybatı Amerika dan gelmiş olabileceğini göstermektedir. Ülkemize ise Balkanlardan gerçekleşen göçler esnasında getirilmiş olup 70-80 yıldan beri tarımı yapılmaktadır 1980’li yıllardan sonra orabanş’a dayanıklı hibrit çeşitlerin girmesiyle önemi daha da artmıştır.




İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ

 Ayçiçeği yazlık bir bitki olup  ılıman bölgelerde yetişebilmektedir. İdeal Toprak sıcaklığı 12-14 derecede 7-10 gün içersinde toprak yüzeyine çıkar. Ayçiçeğinin çimlenmesi için en az toprak sıcaklığı 8-10 °C olmalıdır Ayçiçeğinin büyümesi için gerekli en düşük ısı bitkinin gelişme devreleriyle ilgilidir. Çimlenme ve topraktan çıkış döneminde 5 derece olan düşük ısı,tabla teşekkülü döneminde 11-12 derece, çiçeklenme döneminde ise 15-16 derecedir.   Fide devresindeki bitkiler  eksi 4-6 dereceye kadar gece donlarına dayanıklılık gösterirler. Daha sonraki gelişme dönemlerindeki optimum ısı 20-25 derecedir.30 derecenin üstündeki ısılar büyümeyi,40 derecenin üzerindeki ısılarda döllenmeyi etkilemektedir. Ayçiçeği, yetişme periyodu boyunca (100-150 gün) 2600-2850 °C civarında toplam sıcaklık ister.
Ayçiçeği kuraklığa dayanıklı kanaatkar bir bitkidir. İyi koşullar oluştuğunda kazık kök 3m derinliklere kadar iner. Kılcal köklerde 5m bir çember oluşturabilir. Ayçiçeği vejetasyon devresi süresince 200kg su sarf ettiği bilinirse su gereksiniminin ne kadar önemli olduğu anlaşılır. Uzun süren kuraklıklarda tablalar küçülür, boy kısalır, yeterli tohum bağlayamaz ve verim düşer. Ayçiçeği bitkisi sarf ettiği suyun %20 sini çıkış ve tabla teşekkülü esnasında,%60 nı tabla gelişmesi ve çiçeklenme devresinde %20 sinide  döllenme ve fizyolojik olum arasında kullanmaktadır. Bu nedenle sulama yapılacak ise çiçeklenmeden 10-15 gün önce ile çiçeklenmeden  10-15 gün sonra yapılmalıdır.
   Ayçiçeği toprak isteği bakımından fazla seçici değildir. Kumlu topraklardan killi topraklara kadar değişim gösteren farklı yapılardaki topraklarda başarıyla yetişebilmektedir. Özellikle derin, organik maddece zengin, alüviyal topraklar ayçiçeği tarımı için çok uygundur. Fazla taşlı, kumlu ve yüzlek toprakları sevmez. Toprağın pH’sının 6.0-7,2 arasında olması istenir. Ayçiçeği tarımı yapılacak topraklarda taban suyu yüksek olmamalı ve drenaj sorunu bulunmamalıdır. Ayçiçeğinin tuzluluğu toleransı fazla değildir.
 
  TOPRAK İSTEKLERİ

•   Toprak isteği bakımından seçici değildir. Kumdan kile kadar her türlü toprakta yetişir.
•    Derin, rutubetli, organik madde yönünden zengin, humuslu ve alüviyal topraklar ayçiçek için idealdir.
•   Ayçiçek bitkisi su tutma kapasitesi yüksek, drenajı iyi, taban suyu yüksek, taban taşı oluşmamış topraklarda maksimum kök gelişimini yapmaktadır.
•   Topraktan, potasyum (K) ve ardından kalsiyumu (Ca) çokça sömürür.
•   pH değişimim sınırları 6.5-7 olan topraklarda yetiştirilir. Asit karakterli topraklar ayçiçek bitkisinin gelişimi ve beslenmesi için uygun değildir.
•   Tuzluluğa toleransı fazla olmayan bir bitkidir. Topraktaki tuz miktarı (NaCl) %1'in üzerine çıktığında çimlenme olumsuz etkilenir ve tohumun yağ oranı azalır.
   
İKLİM İSTEKLERİ
•   Yıllık 700-800 mm
      Ya da
•   Yetişme periyodunda 350-400 mm yağış
•   Çimlenebilmesi için 8-10ºC sıcaklık
•   Optimum gelişme için 15 –25 ºC sıcaklık, fakat +4 ºC altındaki sıcaklardan 4-8 yaprak dönemine kadar olumsuz etkilenmektedir.

EKİM  ZAMANI
•   Toprak  sıcaklığı   8 -10 C  ısıya geldiğinde mümkün olduğunca erken ekilmeli.
•   Kuru  şartlarda  ayçiçek  üretimi  için  ekimin  erken  yapılması,  ayçiçeğinin  kış  ve  ilkbahar    yağışlarından  daha  iyi  faydalanmasını sağlar. Dolayısıyla  verim  miktarına  müspet  etki  eder.
•   Bölgelerin  iklim  durumları  dikkate  alınarak  ana  ürün  ayçiçeğinin  en  ideal  ekim  zamanları;
•      Marmara, Karadeniz  ve  Orta  Anadolu  Bölgelerinde  Nisan  ayında,
•      Ege  ve  Akdeniz  Bölgelerinde  Şubat  ortası – Mart sonudur.
•   Tabi ki ekim  zamanını  belirlemede  o  yılın  iklim  koşulları  etkili  olacaktır.
•   II. ürün  ayçiçeği ekim  tarihini   bölgelerdeki  arpa,  buğday  hasadı  belirlemekte  ve  genel  olarak  Haziran  ortası- Temmuz  ortasını  kapsayacak  dönemde  olmalıdır.

TARLA  HAZIRLIĞI
•   Toprak  işlemenin  amacı;
1.   iyi  bir  tohum  yatağı  hazırlamak,
2.   çimlenme  ve  büyüme  için  uygun  rutubet,
3.   havalanma  ve  sıcaklığı sağlamaktır.
4.    Bu  amaçla;  tarla mümkün olduğunca DERİN sürülmesi gerekmektedir. Bunun için de;
•   ya pulluk
•   ya da patlama denilen aletler kullanılmalıdır.
•   Ve mutlaka  ayçiçeği  ekilecek  tarla   2 - 3 yılda  bir pulluk tabanını kırmak için yapılmalıdır.
•    Ayçiçeği  nemli  ve  sıkı  bir  tohum  yatağı ister. Bunu  sağlamak  için  ilkbaharda  toprak  tava  geldiğinde,  tarla  kazayağı  ve  tırmık  ile  8 - 10 cm.  derinlikte  işlenerek  ekime  hazır  hale  getirilir. 

GÜBRELEME
 
•    Dekardan 200 kg/da verim alındığında ayçiçeği topraktan
   
   12 kg saf azot (N)
     4 kg saf fosfor (P2O5)
     4 kg saf potasyum (K) alır.
•    Bu amaçla ekimden önce veya ekimle birlikte bu miktarların verilmesi gerekmektedir.
•    Fakat en ideal gübreleme yaptırılacak toprak analizine göre yapılan gübrelemedir.
•    Eğer toprak analizi yaptırılmamış ise yandaki gübre kombinasyonları kullanılabilir.




BESİN İSTEĞİ VE GÜBRELEME


Ayçiçeği tarafından topraktan en fazla azot ve potasyum
 kaldırılmaktadır. 350 Kg ayçiçeği verimi topraktan 14 kg saf azot kaldırmaktadır.
A)    Azot Gübrelemesi :
Ayçiçeğinde verimi sınırlayan en önemli bitki besin maddesi azottur. Ayçiçeği bir yetişme döneminde
gereksinim duyduğu azotun %66’nı çiçeklenme dönemi sonuna kadar almaktadır. Bu nedenle ihtiyaç
duyduğu azotun %50’si ekimle beraber diğer yarısı ise bitkiler 20-25 cm boylandığında (ikinci çapa)
ile birlikte kullanılmalıdır.
B)    Fosfor Gübrelemesi :
Ayçiçeği bitkisinin fosfora olan ihtiyacı olmamakla beraber belirli bir verimi oluşturabilmek için
dekara 8-10 kg. P2O5 uygulanmalıdır. Fosforlu gübrenin tamamı ekim öncesi veya ekimle birlikte
verilmelidir.
C)    Potas Gübrelemesi :
Ayçiçeği bitkisi topraktan fazla miktarda potas kaldırmasına rağmen ülkemiz topraklarında yeterli
miktarda potas olduğundan toprak analizleri sonuçlarına göre uygulama yapılmalıdır. Potas
eksikliğinde yaprak ayasının kenarında önce sararmalar daha sonra kahverengi bir renk oluşur ve
kurumalar meydana gelir.




BAKIM  İŞLERİ

•    Bitki tarlada çıkış yaptıktan sonra bitkiye  zarar  vermeyecek  en  erken  dönemde  sıra  araları  yırtıcı  toprak  işleme  aletleri (yılan dili vs.)  ile  işlenerek bitkinin kök boğazı rahatlatılır. Yani oluşan ince kaymak tabakası yırtılır.
Ara işçiliğinin esas amacı “otları yok etmek” değil, “BİTKİ KÖKLERİNİ DERİNLERE İNDİREREK MAXİMUM VERİME”  ulaşmaktır.
•     Boğaz  doldurma  işlemi  en  son  ara  işlemi  esnasında  yapılır.  İyi  bir  boğaz  doldurma  işleminin  sağlayacağı  avantajlar;
1 - Bitkinin  kök  bölgesindeki  tavı  uzun  süre  muhafaza  etmesini  sağlayacaktır.
2 -  Sulama  yapılan  yerlerde  veya  gevşek  zeminlerde  yatmaya  karşı  bitkinin  mukavemetini  arttıracaktır.
3 -  Bitkinin  kök  bölgesinde  yabancı  ot  çıkışına  nispeten  engel olacaktır

SULAMA

•   Ayçiçeği  bitki  olarak  en  yoğun  su  tüketimi;  çiçeklenmeden  20  gün  önce ve çiçeklenmeden  10  gün  sonraki   devrelerde  olmaktadır.  İhtiyaca  ve  duruma  göre  1 - 3  sulama  uygulanabilir.
1.   1. İlk su çiçeklenme  başlangıcında, tabla 4 –8 cm çapındayken
2.   2. İkinci su   çiçeklenme  zamanında  verilmelidir. Çiçeklenme zamanı kesinlikle yağmurlama sulama yapılmamalıdır. Bu dönemde sadece karık sulaması yapılmalıdır.
3.   Son su ise çiçeklenmeden  15 - 20  gün  sonra verilmelidir


HASAT ZAMANI

•     Sap üzerindeki yapraklar alttan yukarıya doğru kurumuş, tabla ve kuruyan yapraklar kahverenginde olması gerekmektedir. Hasat neminin %8-9 olmalıdır.
•     Hasat Kriterleri:
•        Sarı çiçekler kurumuş ya da ölmüş olmalıdır.
•        Fertil çiçeklerin büyük bir kısmı dökülmüş, taneler ortaya çıkmıştır
•        Gövde kahverengine yakın renkte olmalıdır.
•       Tablaların kenarındaki koruyucu yapraklar (bracte)  kahverengi renk almalıdır.

DEPOLAMA

  Ayçiçek ürününün depolanacağı depoların çok iyi havalanabilir olması ve yığın yüksekliğinin maksimum 1.5 m olması gerekmektedir. Depolanacak üründe maksimum %9 nem olmalıdır




KULLANILACAK HERBİSİTLER

•   Eptam (EPTC)
   Ekim öncesi 200 cc/da dozunda toprağa uygulanır ve 5-7 cm derinliğe karıştırılır. Şahter, çoban çantası, yabani semiz otu, köpek üzümü ve horoz ibiği gibi yabacı otları kontrol eder.
 
•   Trifilin (Trifluralin)
 
   Ekim öncesi 200 cc/da dozunda toprağa uygulanır ve 5-7 cm derinliğe karıştırılır. Kazayağı, horozibiği ve dar yapraklı  yabacı otları kontrol eder.
 
•   Challange 600
 
•   1.     uygulama: ekim sonrası çıkış öncesi 300 cc/da uygulanır. İlaç film tabakası etkisi ile çalıştı[/img]ırmık yapılması gerekiyor.
•   2.     Uygulama: çıkış sonrası (3-4 yapraklı devrede) 150 cc/da uygulanır. Fakat kumsal arazilerde ayçiçek bitkisine fitotoksik etki yapmaktadır.





AYÇİÇEĞİ HASTALIKLARI


OROBANŞ (VEREM OTU)



Orobanş (Orobance cumana), diğer adıyla verem otu, Ülkemizde bazı
ayçiçeği ekiliş alanlarında sorun olan bir kök parazitidir.Besin maddesini ve suyunu tamamen ayçiçeği
köklerine emeçlerini salarak karşılar. Ayçiçeğinde görülen bu parazitin beşten fazla ırkı tespit edilmiştir.
Orobanşa birçok yerde verem otu da denilmektedir. Orobanş parazitinin boyu 20-60 cm arasında, çiçek
rengi genellikle mavi, mor veya beyaz olabilmektedir. Tohumları çok küçük kahverengi renkte ve
Kapsüller içerisinde bulunmaktadır. Bir orobanş sapında bulunan kapsüllerde yüzbinlerce tohum
bulunmaktadır. Söz konusu bu parazit tohumlarının yapılan araştırma sonucunda toprakta canlılığını
10-15 yıl süreyle koruyabildiği belirlenmiştir.Orobanş ile bulaşık tarlalarda bu parazite karşı hassas
tohumluk ekilmişse, ayçiçeği bitkilerinin köklerinde orobanş ekimden 4-5 hafta sonra görülmeye başlar.
Söz konusu bu parazit çiçeklenme öncesi yıldız tabla oluşum döneminden itibaren yoğun olarak toprak
yüzüne çıkar. Çiçeklenme döneminde bir kökte yoğun olarak 50’nin üzerinde orobanş sapı görülebilir.
Köklerinde yoğun olarak orobanş görülen bitkilerde boy kısalır, yapraklar ve tablalar çok küçük kalır
Dekardan alınan tane verimi ve yağ verimi de oldukça düşer. Özellikle kurak yıllarda orobanşın ayçiçeği
bitkisine zararı çok daha etkilidir.Mücadelesi Orobanş ile bulaşık tarlalarda ayçiçeği tarımı yapılacaksa
Söz konusu bu parazite karşı dayanıklı tohumluğun ekilmesi en kesin çözümdür. özel sektörde
tohumculuk yapan kuruluşlarda bu parazite karşı dayanıklı hibrid ayçiçeği çeşitleri geliştirmişlerdir.
Bu parazit ile kimyasal mücadelede mümkündür. IMI grubu ayçiçeklerinde tohumla birlikte kullanılan
yabancı ot ilacı tavsiye edilen zamanda ve dozda kullanılırsa etkili olmaktadır
 


AYÇİÇEĞİ  MİLDİYÖSÜ (PLASMOPARA  HELİANTİ)


Ayçiçeğinin en önemli mantari hastalıklarından biridir. Etmeni Plasmopora helianthi Novat’tır. Bu hastalığa, erken devrede yakalanan ayçiçeği bitkileri normal
gelişemez, bodur kalır. Hasta bitki yapraklarında sararma ve alt kısmında beyaz ve alt kısmında
beyaz toz şeklinde sporlar görülür. Mildiyönün bulaşması, genellikle tohumdan, topraktaki bitki
artıklarından olur. Bulaşık ve taban suyu yüksek tarlalarda, hastalık yüksek oranda görüldüğünde tekrar ikinciye ekim yapılması gerekebilir. Mücadelesi, bu hastalığa dayanıklı çeşitlerin ekilmeli;hassas çeşitlerde ise tohumu ekmeden önce kesinlikle “metalaxyl” etken maddeli fungusitlerle tohum ilaçlaması yapılması ile olur. Kültürel olarak mücadelesi ise hastalıklı bitki artıklarını tarladan uzaklaştırmak ve ekim nöbeti yöntemi ile mümkündür 


MACROPHOMİNA  PHASEOLİ  (KÖMÜRSÜ  ÇÜRÜME)



BOTRYTHİS  CİNEREA  PERS. ( KURŞUNİ  KÜF )

RHİZOPUS TABLA ÇÜRÜKLÜĞÜ
 

(SCLEROTİNİA  SCLEROTORİUM)   SOLGUNLUK

Bu hastalığa yol açan etmenlerden birincisi Sclerotinia sclerotiorum (lib)’ dır.
Genel olarak kök boğazı çürüklüğü biçiminde görülür.Hastalık, bitki köklerini toprakta kömürümsü
sclerotları ile, bitki sap ve tablalarını ise toprak yüzeyinde çimlenen askosporları ile enfekte eder.
Bitkinin sap ve öz dokusunu kurutarak iletim demetlerini devre dışı bırakır. Diğer bir solgunluk
hastalığına da Verticillium dahlie Klebah neden olur. Çiçeklenme döneminde üst yapraklarda aniden
solma, sararma ve damar içinde siyah lekelerin görülmesi ile belirlenir. Mücadelesi, her iki etmenin
 neden olduğu bu solgunluk hastalıkları ile mücadelede bu hastalıkların görülmediği bitkilerle
 ekim nöbeti, dayanıklı veya toleranslı çeşitlerin ekilmesi önerilir. Ayrıca hastalıklı bitkilerin tarladan
 kökleri ile birlikte uzaklaştırılması ve yakılması yararlıdır.
 

PUCCİNİA  HELİANTHİ (AYÇİÇEĞİ  PASI)

 Bu hastalığın etmeni, Puccinia helianthi schw.’ nidir. Genellikle geç ekim yapılan ayçiçeği tarlalarında çiçeklenme döneminden sonra görülmektedir. Pas püstülleri önce yaprağın alt yüzeyini sonra tüm yaprak yüzeyini kaplar.
Mücadelesi, pasa karşı dayanıklı çeşitler ekmek yanında ekim nöbeti ve erken ekimdir.
 

DİĞER AYÇİÇEĞİ HASTALIKLARI

Bu hastalıklar, başta kömürümsü çürüme, Macrophomina Phseoli (Maubl.), Phoma oleracea var., Helianhi-tuberosi sacc., Phomopsis sap Botrytis ve Rhizopus’ dur. Bazı kurak yıllarda bitki saplarında Macrophomina (kömürümsü çürüme), rutubet oranı yüksek yerlerde de Botrytis ve Rhizopus tabla çürüklükleri görülebilmektedir.   
                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                            
Phoma oleracea             Rhizopus(tabla çürüklüğü)



MAKASLI BÖCEK (LETHRUS BRACHİİCOLLİS FAİRM)


 Daha çok ayçiçeğinin çıkış, çimlenme döneminde zarar yapar. Fideleri toprak üstünden yiyerek keser. Mücadelesi, tarladan yabancı otları uzaklaştırmak, derin sürüm ve uygun insektisit ile tohumların ve toprakyüzeyinin ilaçlanması ile mümkündür.
    

BOZKURT (AGROTİS SP.)
 Bitkilerin çıkış sonrası küçük fideciklerini toprak altından yiyip keserek önemli zararlar yapabilmektedir 
Mücadelesi, ekim öncesi ekilecek ayçiçeği tohumlarını ekimden önce uygun bir insektisitle ilaçlamak; ayçiçeği çıkış yaptıktan sonra görüldüğünde yüzey ilaçması yapmak ile mümkündür.

TEL KURTLARI


Tel kurtlarının uzun, parlak, sarı-kahverengi renkli larvaları tohumlara ve genç fidelerin
 köklerine zarar verir. Köklerin içine girerek galeriler açar ve fidelerin ölümüne neden olur.
Tel kurtlarının larvalarına karşı Diazinon, Chlorpryhos veya Endosülfanlı ilaçlardan biri ile ekimden
önce toprak ilaçlaması yapılabilir. Basf firmasının geliştirdiği cosmos adlı ilaç ayçiçeğine tek ruhsatlı
İlaçtır.
Tel kurtları (Agriotes spp.)
    

KUŞ ZARARI
Ayçiçekleri süt olumu tamamladıktan sonra hasada kadar olan zamanda
Kuşların taneleri yemesiyle oluşan zarardır. Önlem olarak tablası eğik çeşitler seçilmelidir
« Son Düzenleme: 16 Mayıs 2012, 18:24:40 Gönderen: Koray ÖZEN »

ahmed

  • Yeni
  • *
  • İleti: 1
Ynt: Ayçiçeği Yetiştiriciliği ve Tarihçesi
« Yanıtla #1 : 07 Ekim 2013, 22:11:20 »
Alıntı
AYÇİÇEĞİ
(HELİANTHUS ANNUUS)


 Günebakan, Gündöndü ve Günçiçeği diye de bilinen yabancı döllenen tek yıllık
 Bir bitki. Ayçiçeğinin boyu, yarım metreden dört metreye kadar varır. Sap kalınlığı 1 ile 4 cm arasında
değişir. Ayçiçeğinin yaprakları iri ve kalp şeklinde olup, renkleri açık yeşilden koyu yeşile kadar
değişir. Bitkinin yaprakları, dalları ve sapı tüylüdür. Ayçiçeği saplarının içi özle doludur. Çiçekler
ana sap veya dalların ucunda teşekkül eden tablalarda meydana gelir. Bu tabla çapları 10-30 cm. dir
Tablalar üzerinde iki çeşit çiçek vardır. Tablanın ilk iki sırasındaki çiçekler kısır olup ürün vermezler.
Bunların erkek ve dişi organları yoktur. Kısır çiçeklerin taç yaprakları, tablanın dışa gelen kısmında
bir dil şeklinde uzanmış olup, uzunlukları yarım ile iki santimetre arasındadır. Renkleri beyazımsı
kırmızımtırak, portakal renklidir. Son derece güzel bir görünüşe sahiptirler. Bu çiçeklerin bir tabladaki
sayısı 50 ile 200 arasında değişir. Ayçiçeği tohumlarının bin tanesinin ağırlığı 70 ile 200 gram
arasındadır. Yağlı çeşitlerin tohumları daha küçük, çerezlik çeşitlerin ise daha büyüktür.
Ayçiçeği tohumlarında yüzde 35 oranında kabuk ve yüzde 65 oranında da iç bulunmaktadır.
Kabuklu tohumların yağ oranı yüzde 40-55; içteki yağ oranı ise yüzde 65-70 dolayındadır.
Ayçiçeği ışığa karşı duyarlı bir bitki olup, güneşin hareketini takip eder. Buna fototropi denir.


AYÇİÇEĞİ BİTKİSİNİN TARİHÇESİ

 Köklerinin Peru olduğunu göstermesine rağmen yapılan araştırmalar bu bitkinin Meksika nın kuzeyinden ve kuzeybatı Amerika dan gelmiş olabileceğini göstermektedir. Ülkemize ise Balkanlardan gerçekleşen göçler esnasında getirilmiş olup 70-80 yıldan beri tarımı yapılmaktadır 1980’li yıllardan sonra orabanş’a dayanıklı hibrit çeşitlerin girmesiyle önemi daha da artmıştır.




İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ

 Ayçiçeği yazlık bir bitki olup  ılıman bölgelerde yetişebilmektedir. İdeal Toprak sıcaklığı 12-14 derecede 7-10 gün içersinde toprak yüzeyine çıkar. Ayçiçeğinin çimlenmesi için en az toprak sıcaklığı 8-10 °C olmalıdır Ayçiçeğinin büyümesi için gerekli en düşük ısı bitkinin gelişme devreleriyle ilgilidir. Çimlenme ve topraktan çıkış döneminde 5 derece olan düşük ısı,tabla teşekkülü döneminde 11-12 derece, çiçeklenme döneminde ise 15-16 derecedir.   Fide devresindeki bitkiler  eksi 4-6 dereceye kadar gece donlarına dayanıklılık gösterirler. Daha sonraki gelişme dönemlerindeki optimum ısı 20-25 derecedir.30 derecenin üstündeki ısılar büyümeyi,40 derecenin üzerindeki ısılarda döllenmeyi etkilemektedir. Ayçiçeği, yetişme periyodu boyunca (100-150 gün) 2600-2850 °C civarında toplam sıcaklık ister.
Ayçiçeği kuraklığa dayanıklı kanaatkar bir bitkidir. İyi koşullar oluştuğunda kazık kök 3m derinliklere kadar iner. Kılcal köklerde 5m bir çember oluşturabilir. Ayçiçeği vejetasyon devresi süresince 200kg su sarf ettiği bilinirse su gereksiniminin ne kadar önemli olduğu anlaşılır. Uzun süren kuraklıklarda tablalar küçülür, boy kısalır, yeterli tohum bağlayamaz ve verim düşer. Ayçiçeği bitkisi sarf ettiği suyun %20 sini çıkış ve tabla teşekkülü esnasında,%60 nı tabla gelişmesi ve çiçeklenme devresinde %20 sinide  döllenme ve fizyolojik olum arasında kullanmaktadır. Bu nedenle sulama yapılacak ise çiçeklenmeden 10-15 gün önce ile çiçeklenmeden  10-15 gün sonra yapılmalıdır.
   Ayçiçeği toprak isteği bakımından fazla seçici değildir. Kumlu topraklardan killi topraklara kadar değişim gösteren farklı yapılardaki topraklarda başarıyla yetişebilmektedir. Özellikle derin, organik maddece zengin, alüviyal topraklar ayçiçeği tarımı için çok uygundur. Fazla taşlı, kumlu ve yüzlek toprakları sevmez. Toprağın pH’sının 6.0-7,2 arasında olması istenir. Ayçiçeği tarımı yapılacak topraklarda taban suyu yüksek olmamalı ve drenaj sorunu bulunmamalıdır. Ayçiçeğinin tuzluluğu toleransı fazla değildir.
 
  TOPRAK İSTEKLERİ

•   Toprak isteği bakımından seçici değildir. Kumdan kile kadar her türlü toprakta yetişir.
•    Derin, rutubetli, organik madde yönünden zengin, humuslu ve alüviyal topraklar ayçiçek için idealdir.
•   Ayçiçek bitkisi su tutma kapasitesi yüksek, drenajı iyi, taban suyu yüksek, taban taşı oluşmamış topraklarda maksimum kök gelişimini yapmaktadır.
•   Topraktan, potasyum (K) ve ardından kalsiyumu (Ca) çokça sömürür.
•   pH değişimim sınırları 6.5-7 olan topraklarda yetiştirilir. Asit karakterli topraklar ayçiçek bitkisinin gelişimi ve beslenmesi için uygun değildir.
•   Tuzluluğa toleransı fazla olmayan bir bitkidir. Topraktaki tuz miktarı (NaCl) %1'in üzerine çıktığında çimlenme olumsuz etkilenir ve tohumun yağ oranı azalır.
   
İKLİM İSTEKLERİ
•   Yıllık 700-800 mm
      Ya da
•   Yetişme periyodunda 350-400 mm yağış
•   Çimlenebilmesi için 8-10ºC sıcaklık
•   Optimum gelişme için 15 –25 ºC sıcaklık, fakat +4 ºC altındaki sıcaklardan 4-8 yaprak dönemine kadar olumsuz etkilenmektedir.

EKİM  ZAMANI
•   Toprak  sıcaklığı   8 -10 C  ısıya geldiğinde mümkün olduğunca erken ekilmeli.
•   Kuru  şartlarda  ayçiçek  üretimi  için  ekimin  erken  yapılması,  ayçiçeğinin  kış  ve  ilkbahar    yağışlarından  daha  iyi  faydalanmasını sağlar. Dolayısıyla  verim  miktarına  müspet  etki  eder.
•   Bölgelerin  iklim  durumları  dikkate  alınarak  ana  ürün  ayçiçeğinin  en  ideal  ekim  zamanları;
•      Marmara, Karadeniz  ve  Orta  Anadolu  Bölgelerinde  Nisan  ayında,
•      Ege  ve  Akdeniz  Bölgelerinde  Şubat  ortası – Mart sonudur.
•   Tabi ki ekim  zamanını  belirlemede  o  yılın  iklim  koşulları  etkili  olacaktır.
•   II. ürün  ayçiçeği ekim  tarihini   bölgelerdeki  arpa,  buğday  hasadı  belirlemekte  ve  genel  olarak  Haziran  ortası- Temmuz  ortasını  kapsayacak  dönemde  olmalıdır.

TARLA  HAZIRLIĞI
•   Toprak  işlemenin  amacı;
1.   iyi  bir  tohum  yatağı  hazırlamak,
2.   çimlenme  ve  büyüme  için  uygun  rutubet,
3.   havalanma  ve  sıcaklığı sağlamaktır.
4.    Bu  amaçla;  tarla mümkün olduğunca DERİN sürülmesi gerekmektedir. Bunun için de;
•   ya pulluk
•   ya da patlama denilen aletler kullanılmalıdır.
•   Ve mutlaka  ayçiçeği  ekilecek  tarla   2 - 3 yılda  bir pulluk tabanını kırmak için yapılmalıdır.
•    Ayçiçeği  nemli  ve  sıkı  bir  tohum  yatağı ister. Bunu  sağlamak  için  ilkbaharda  toprak  tava  geldiğinde,  tarla  kazayağı  ve  tırmık  ile  8 - 10 cm.  derinlikte  işlenerek  ekime  hazır  hale  getirilir. 

GÜBRELEME
 
•    Dekardan 200 kg/da verim alındığında ayçiçeği topraktan
   
   12 kg saf azot (N)
     4 kg saf fosfor (P2O5)
     4 kg saf potasyum (K) alır.
•    Bu amaçla ekimden önce veya ekimle birlikte bu miktarların verilmesi gerekmektedir.
•    Fakat en ideal gübreleme yaptırılacak toprak analizine göre yapılan gübrelemedir.
•    Eğer toprak analizi yaptırılmamış ise yandaki gübre kombinasyonları kullanılabilir.




BESİN İSTEĞİ VE GÜBRELEME


Ayçiçeği tarafından topraktan en fazla azot ve potasyum
 kaldırılmaktadır. 350 Kg ayçiçeği verimi topraktan 14 kg saf azot kaldırmaktadır.
A)    Azot Gübrelemesi :
Ayçiçeğinde verimi sınırlayan en önemli bitki besin maddesi azottur. Ayçiçeği bir yetişme döneminde
gereksinim duyduğu azotun %66’nı çiçeklenme dönemi sonuna kadar almaktadır. Bu nedenle ihtiyaç
duyduğu azotun %50’si ekimle beraber diğer yarısı ise bitkiler 20-25 cm boylandığında (ikinci çapa)
ile birlikte kullanılmalıdır.
B)    Fosfor Gübrelemesi :
Ayçiçeği bitkisinin fosfora olan ihtiyacı olmamakla beraber belirli bir verimi oluşturabilmek için
dekara 8-10 kg. P2O5 uygulanmalıdır. Fosforlu gübrenin tamamı ekim öncesi veya ekimle birlikte
verilmelidir.
C)    Potas Gübrelemesi :
Ayçiçeği bitkisi topraktan fazla miktarda potas kaldırmasına rağmen ülkemiz topraklarında yeterli
miktarda potas olduğundan toprak analizleri sonuçlarına göre uygulama yapılmalıdır. Potas
eksikliğinde yaprak ayasının kenarında önce sararmalar daha sonra kahverengi bir renk oluşur ve
kurumalar meydana gelir.




BAKIM  İŞLERİ

•    Bitki tarlada çıkış yaptıktan sonra bitkiye  zarar  vermeyecek  en  erken  dönemde  sıra  araları  yırtıcı  toprak  işleme  aletleri (yılan dili vs.)  ile  işlenerek bitkinin kök boğazı rahatlatılır. Yani oluşan ince kaymak tabakası yırtılır.
Ara işçiliğinin esas amacı “otları yok etmek” değil, “BİTKİ KÖKLERİNİ DERİNLERE İNDİREREK MAXİMUM VERİME”  ulaşmaktır.
•     Boğaz  doldurma  işlemi  en  son  ara  işlemi  esnasında  yapılır.  İyi  bir  boğaz  doldurma  işleminin  sağlayacağı  avantajlar;
1 - Bitkinin  kök  bölgesindeki  tavı  uzun  süre  muhafaza  etmesini  sağlayacaktır.
2 -  Sulama  yapılan  yerlerde  veya  gevşek  zeminlerde  yatmaya  karşı  bitkinin  mukavemetini  arttıracaktır.
3 -  Bitkinin  kök  bölgesinde  yabancı  ot  çıkışına  nispeten  engel olacaktır

SULAMA

•   Ayçiçeği  bitki  olarak  en  yoğun  su  tüketimi;  çiçeklenmeden  20  gün  önce ve çiçeklenmeden  10  gün  sonraki   devrelerde  olmaktadır.  İhtiyaca  ve  duruma  göre  1 - 3  sulama  uygulanabilir.
1.   1. İlk su çiçeklenme  başlangıcında, tabla 4 –8 cm çapındayken
2.   2. İkinci su   çiçeklenme  zamanında  verilmelidir. Çiçeklenme zamanı kesinlikle yağmurlama sulama yapılmamalıdır. Bu dönemde sadece karık sulaması yapılmalıdır.
3.   Son su ise çiçeklenmeden  15 - 20  gün  sonra verilmelidir


HASAT ZAMANI

•     Sap üzerindeki yapraklar alttan yukarıya doğru kurumuş, tabla ve kuruyan yapraklar kahverenginde olması gerekmektedir. Hasat neminin %8-9 olmalıdır.
•     Hasat Kriterleri:
•        Sarı çiçekler kurumuş ya da ölmüş olmalıdır.
•        Fertil çiçeklerin büyük bir kısmı dökülmüş, taneler ortaya çıkmıştır
•        Gövde kahverengine yakın renkte olmalıdır.
•       Tablaların kenarındaki koruyucu yapraklar (bracte)  kahverengi renk almalıdır.

DEPOLAMA

  Ayçiçek ürününün depolanacağı depoların çok iyi havalanabilir olması ve yığın yüksekliğinin maksimum 1.5 m olması gerekmektedir. Depolanacak üründe maksimum %9 nem olmalıdır




KULLANILACAK HERBİSİTLER

•   Eptam (EPTC)
   Ekim öncesi 200 cc/da dozunda toprağa uygulanır ve 5-7 cm derinliğe karıştırılır. Şahter, çoban çantası, yabani semiz otu, köpek üzümü ve horoz ibiği gibi yabacı otları kontrol eder.
 
•   Trifilin (Trifluralin)
 
   Ekim öncesi 200 cc/da dozunda toprağa uygulanır ve 5-7 cm derinliğe karıştırılır. Kazayağı, horozibiği ve dar yapraklı  yabacı otları kontrol eder.
 
•   Challange 600
 
•   1.     uygulama: ekim sonrası çıkış öncesi 300 cc/da uygulanır. İlaç film tabakası etkisi ile çalıştı[/img]ırmık yapılması gerekiyor.
•   2.     Uygulama: çıkış sonrası (3-4 yapraklı devrede) 150 cc/da uygulanır. Fakat kumsal arazilerde ayçiçek bitkisine fitotoksik etki yapmaktadır.





AYÇİÇEĞİ HASTALIKLARI


OROBANŞ (VEREM OTU)



Orobanş (Orobance cumana), diğer adıyla verem otu, Ülkemizde bazı
ayçiçeği ekiliş alanlarında sorun olan bir kök parazitidir.Besin maddesini ve suyunu tamamen ayçiçeği
köklerine emeçlerini salarak karşılar. Ayçiçeğinde görülen bu parazitin beşten fazla ırkı tespit edilmiştir.
Orobanşa birçok yerde verem otu da denilmektedir. Orobanş parazitinin boyu 20-60 cm arasında, çiçek
rengi genellikle mavi, mor veya beyaz olabilmektedir. Tohumları çok küçük kahverengi renkte ve
Kapsüller içerisinde bulunmaktadır. Bir orobanş sapında bulunan kapsüllerde yüzbinlerce tohum
bulunmaktadır. Söz konusu bu parazit tohumlarının yapılan araştırma sonucunda toprakta canlılığını
10-15 yıl süreyle koruyabildiği belirlenmiştir.Orobanş ile bulaşık tarlalarda bu parazite karşı hassas
tohumluk ekilmişse, ayçiçeği bitkilerinin köklerinde orobanş ekimden 4-5 hafta sonra görülmeye başlar.
Söz konusu bu parazit çiçeklenme öncesi yıldız tabla oluşum döneminden itibaren yoğun olarak toprak
yüzüne çıkar. Çiçeklenme döneminde bir kökte yoğun olarak 50’nin üzerinde orobanş sapı görülebilir.
Köklerinde yoğun olarak orobanş görülen bitkilerde boy kısalır, yapraklar ve tablalar çok küçük kalır
Dekardan alınan tane verimi ve yağ verimi de oldukça düşer. Özellikle kurak yıllarda orobanşın ayçiçeği
bitkisine zararı çok daha etkilidir.Mücadelesi Orobanş ile bulaşık tarlalarda ayçiçeği tarımı yapılacaksa
Söz konusu bu parazite karşı dayanıklı tohumluğun ekilmesi en kesin çözümdür. özel sektörde
tohumculuk yapan kuruluşlarda bu parazite karşı dayanıklı hibrid ayçiçeği çeşitleri geliştirmişlerdir.
Bu parazit ile kimyasal mücadelede mümkündür. IMI grubu ayçiçeklerinde tohumla birlikte kullanılan
yabancı ot ilacı tavsiye edilen zamanda ve dozda kullanılırsa etkili olmaktadır
 


AYÇİÇEĞİ  MİLDİYÖSÜ (PLASMOPARA  HELİANTİ)


Ayçiçeğinin en önemli mantari hastalıklarından biridir. Etmeni Plasmopora helianthi Novat’tır. Bu hastalığa, erken devrede yakalanan ayçiçeği bitkileri normal
gelişemez, bodur kalır. Hasta bitki yapraklarında sararma ve alt kısmında beyaz ve alt kısmında
beyaz toz şeklinde sporlar görülür. Mildiyönün bulaşması, genellikle tohumdan, topraktaki bitki
artıklarından olur. Bulaşık ve taban suyu yüksek tarlalarda, hastalık yüksek oranda görüldüğünde tekrar ikinciye ekim yapılması gerekebilir. Mücadelesi, bu hastalığa dayanıklı çeşitlerin ekilmeli;hassas çeşitlerde ise tohumu ekmeden önce kesinlikle “metalaxyl” etken maddeli fungusitlerle tohum ilaçlaması yapılması ile olur. Kültürel olarak mücadelesi ise hastalıklı bitki artıklarını tarladan uzaklaştırmak ve ekim nöbeti yöntemi ile mümkündür 


MACROPHOMİNA  PHASEOLİ  (KÖMÜRSÜ  ÇÜRÜME)



BOTRYTHİS  CİNEREA  PERS. ( KURŞUNİ  KÜF )

RHİZOPUS TABLA ÇÜRÜKLÜĞÜ
 

(SCLEROTİNİA  SCLEROTORİUM)   SOLGUNLUK

Bu hastalığa yol açan etmenlerden birincisi Sclerotinia sclerotiorum (lib)’ dır.
Genel olarak kök boğazı çürüklüğü biçiminde görülür.Hastalık, bitki köklerini toprakta kömürümsü
sclerotları ile, bitki sap ve tablalarını ise toprak yüzeyinde çimlenen askosporları ile enfekte eder.
Bitkinin sap ve öz dokusunu kurutarak iletim demetlerini devre dışı bırakır. Diğer bir solgunluk
hastalığına da Verticillium dahlie Klebah neden olur. Çiçeklenme döneminde üst yapraklarda aniden
solma, sararma ve damar içinde siyah lekelerin görülmesi ile belirlenir. Mücadelesi, her iki etmenin
 neden olduğu bu solgunluk hastalıkları ile mücadelede bu hastalıkların görülmediği bitkilerle
 ekim nöbeti, dayanıklı veya toleranslı çeşitlerin ekilmesi önerilir. Ayrıca hastalıklı bitkilerin tarladan
 kökleri ile birlikte uzaklaştırılması ve yakılması yararlıdır.
 

PUCCİNİA  HELİANTHİ (AYÇİÇEĞİ  PASI)

 Bu hastalığın etmeni, Puccinia helianthi schw.’ nidir. Genellikle geç ekim yapılan ayçiçeği tarlalarında çiçeklenme döneminden sonra görülmektedir. Pas püstülleri önce yaprağın alt yüzeyini sonra tüm yaprak yüzeyini kaplar.
Mücadelesi, pasa karşı dayanıklı çeşitler ekmek yanında ekim nöbeti ve erken ekimdir.
 

DİĞER AYÇİÇEĞİ HASTALIKLARI

Bu hastalıklar, başta kömürümsü çürüme, Macrophomina Phseoli (Maubl.), Phoma oleracea var., Helianhi-tuberosi sacc., Phomopsis sap Botrytis ve Rhizopus’ dur. Bazı kurak yıllarda bitki saplarında Macrophomina (kömürümsü çürüme), rutubet oranı yüksek yerlerde de Botrytis ve Rhizopus tabla çürüklükleri görülebilmektedir.   
                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                            
Phoma oleracea             Rhizopus(tabla çürüklüğü)



MAKASLI BÖCEK (LETHRUS BRACHİİCOLLİS FAİRM)


 Daha çok ayçiçeğinin çıkış, çimlenme döneminde zarar yapar. Fideleri toprak üstünden yiyerek keser. Mücadelesi, tarladan yabancı otları uzaklaştırmak, derin sürüm ve uygun insektisit ile tohumların ve toprakyüzeyinin ilaçlanması ile mümkündür.
    

BOZKURT (AGROTİS SP.)
 Bitkilerin çıkış sonrası küçük fideciklerini toprak altından yiyip keserek önemli zararlar yapabilmektedir 
Mücadelesi, ekim öncesi ekilecek ayçiçeği tohumlarını ekimden önce uygun bir insektisitle ilaçlamak; ayçiçeği çıkış yaptıktan sonra görüldüğünde yüzey ilaçması yapmak ile mümkündür.

TEL KURTLARI


Tel kurtlarının uzun, parlak, sarı-kahverengi renkli larvaları tohumlara ve genç fidelerin
 köklerine zarar verir. Köklerin içine girerek galeriler açar ve fidelerin ölümüne neden olur.
Tel kurtlarının larvalarına karşı Diazinon, Chlorpryhos veya Endosülfanlı ilaçlardan biri ile ekimden
önce toprak ilaçlaması yapılabilir. Basf firmasının geliştirdiği cosmos adlı ilaç ayçiçeğine tek ruhsatlı
İlaçtır.
Tel kurtları (Agriotes spp.)
    

KUŞ ZARARI
Ayçiçekleri süt olumu tamamladıktan sonra hasada kadar olan zamanda
Kuşların taneleri yemesiyle oluşan zarardır. Önlem olarak tablası eğik çeşitler seçilmelidir

 

Bu sayfa 2.304 saniyede 25 sorgu ile oluşturulmuştur
Copyright © 2012 Ege Tohum Resmi Sitesi. Her hakkı saklıdır .