TÜRKİYE DE TARIM VE HAYVANCILIK SEKTÖRÜ
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: TÜRKİYE DE TARIM VE HAYVANCILIK SEKTÖRÜ  (Okunma sayısı 1516 defa)

Koray ÖZEN

  • Yönetici
  • Teknik Destek
  • *****
  • İleti: 256
  • www.Tohumcular.com www.facebook.com/EgeTohum
TÜRKİYE DE TARIM VE HAYVANCILIK SEKTÖRÜ
« : 22 Nisan 2012, 02:56:13 »
   TÜRKİYE DE TARIM VE HAYVANCILIK SEKTÖRÜ
 
          Türkiye, tarım ve hayvancılık bakımından bölge ülkeleri arasında önemli bir yere sahiptir. Tarım üretimi yıllar bazında giderek artmaktadır. Ülke, gerek coğrafi ve gerekse iklim sartları yönünden tarım ürünleri üretmeye çok elverişli olduğu için, tarımsal üretimde ve özellikle gıda maddeleri üretiminde dünya üzerinde kendi kendine yeterli az sayıda ülkeden biridir. Sektördeki üretim artışı özellikle 1963 yılında başlayan planlı dönemle birlikte hızlanmış ve yıllık büyüme hızı uzun dönemde ortalama %3.3 olarak gerçekleşmistir. Bu oran aynı dönemlerdeki ortalama yıllık nüfus artis hızının (%2.2) üzerindedir. Planlı dönem öncesinde üretim artışı, büyük ölçüde ekim alanlarının artmasina ve hayvan sayısının çoğalmasına baglı iken, 1963 yılından sonraki artış, tarım teknikleri ve girdi kullanımındaki olumlu gelişmelere ve dolayısıyla verimlilikteki yükselişe bağlıdır. Verimlilik; ikinci üretim, üretim tekniğinin gelişmesi, kimyasal gübre, tarımsal ilaçlar, sulama, suni tohumlama, yem, damızlık hayvan sayısı ile mekanizasyon gibi üretim girdilerindeki artişa baglı olarak zaman içinde artmıştır. 1990 yılından sonra özel sektörün tohumluk alımındaki olumlu faaliyetleri, bitkisel ürünler verimliliğinin artışında etken bir faktör olmuştur. Yine aynı dönemde, hayvancılık alanında verim artırıcı suni tohumlama, hayvan hastalık ve zararlıları ile mücadelede de önemli basarilar elde edilmistir.
 
          Türkiye dünyanın toprak açısından büyük ülkelerinden biridir. Ülke topraklarının %60'tan fazlası kamuya (devlet, belediyeler ve özel idareler) aittir. Bunun büyük bir kısmı ise mera ve orman arazisidir. 1940 yılında 14 milyon 800 bin hektar olan ekili ve dikili alan, 1998 yilinda 27 milyon hektara ulaşmıştır. Ekili ve dikili alanın %78.9'unda kuru tarım ve %21.1'inde sulu tarım yapılmaktadır. 1998 yılı verilerine göre tarımsal üretimin %68.6'si bitkisel ürünler, %23.7'si hayvancılık, %4.5'i ormancılık ve %2.1'i de su ürünlerinden oluşmaktadır.

(Güncel veriler için TÜİK Türkiye İstatistik Kurumuna bakınız http://www.tuik.gov.tr)
 
   TARIMSAL REFORM VE TARIMDA YENİDEN YAPILANMA PROGRAMI
 
          1999 Yılı verilerine göre; tarım sektörü; Milli gelirin % 14’ünü,
İstihdamın % 45’ ini, İhracatın % 11’ini oluşturmaktadır. Ancak, toplam ihracattaki tarımsal sanayi ürünleri payı da tarim ürünleri ihracatı olarak değerlendirildiğinde, tarım sektörünün payı %60’lar gibi yüksek bir orana ulaşmaktadır.
 
   TARIM SEKTÖRÜNÜN ÖNEMLI SORUNLARI
 
 - Tarım sektöründe özellikle üreticilerle ilgili düzenli bir kayıt sistemi ve desteklemeler için sıhhatli veri tabanı bulunmamaktadır.
 
 - Tarıma ilişkin yetki ve sorumlulukların pek çok kurumun görev alanına girmesi ve bu kurumlar arasındaki koordinasyon yetersizliği, bütünlüğü ve sürekliliği sağlayacak tarımsal politikaların oluşmasını engellemektedir.
 
 - Uygulanan yanlış destekleme politikaları sonucu, ürünlerin serbest piyasada pazarlanma şansı azalmış, bu ise müdahale alımı yapan KİT’ lerin büyük miktarda görev zararıyla karşılasmasına neden olmuştur.
 
 - Tarımsal üretimde kendine yeterlilik tartışılır hale gelmiş ve ülkemiz tarımsal ürünlerde net ithalatçı konumuna gelmiştir.
 
 - Üretici gelirlerinde istikrarsızlık yaratilmiş, tarimsal üretim faaliyeti cazip bir geçim alanı olmaktan çıkmıştır.
 
 - Bu durum çiftçi gelirlerini düşürmüş, böylece de köyden kente göçü hızlandırmıştır.
 
 - Üreticilerin ekonomik ve sosyal yönden güçlenmesini sağlayacak örgütlenme yeterince gerçekleşmemiştir.
 
 - Mevcut destekleme sisteminde arzu edilen destekler çiftçiye ulaştırılamamış ve yönlendirici olamamıştır.
 
 - Çiftçilerin gelir dağılımı bozulmuş, bölgelerin farklı ekolojik yapısı nedeniyle de bölgeler arası gelir farklılığı daha da artmıştır.
 
 - Önemli bir doğal kaynak olan topraklarımız korunamamış, 1998 yılı sonu itibariyle 1.5 milyon hektar alan tarım dışına çıkmıştır.
 
 - Toprak - su - bitki ilişkileriyle ilgili birimlerin dahi, son yapılanmada Bakanlık dışında bırakılması önemli bir eksiklik olmuştur.
 
 - Cumhuriyetin ilk yıllarında 40 milyon hektar olan mer’a alanları amaç dışı kullanım yüzünden son yıllarda 12 milyon hektara düşerken, bilinçsiz otlatma ve yanlış kullanım sonucu da meraların verimi azalmıştır.
 
 - Uygulanan destekleme politikalarıyla tarımın alt sektörleri arasında denge kurulamamış, hayvancılık sektörü tamamen ihmal edilmiştir.
 
 - Süt Endüstrisi Kurumu (SEK), Et-Balık Kurumu ve Yem sanayii gibi tarımsal KİT’lerin rehabilite edilmeden ve üretimlerinin devamlılığı garanti altına alınmadan özelleştirilmesi, bunların tamamına yakınının faaliyetlerinin durmasına, dolayısıyla da hayvancılığın gerilemesine neden olmuştur.
 
 - Tütün, çay, seker pancarı ve fındık gibi bazı tarımsal ürünlerde talep fazlası; ayçiçeği, soya gibi yağlı tohumlu bitkiler başta olmak üzere mısır, yem bitkileri ve hayvansal ürünlerden özellikle kırmızı et üretiminde büyük miktarda talep açığı ortaya çıkmıstır.
 
 - Tarimsal üretimde istenilen kalite ve verim artışı sağlanamamış, dış ticarette tarımın uluslararası rekabet gücü çok zayıflamıştır.
 
 - Bakanlığın fonksiyonel bazdaki mevcut teşkilat yapısı, tarım sektörüne götürülecek hizmeti zamanında ve istenilen seviyede yürütülmesine uygun olmayıp, günün şartlarına cevap vermekten uzaktır.
 
 - Ülkemizde tarım ürünleri sigorta sistemi, istenen seviyede geliştirilememiştir
 
 - Üreticinin ekonomik durumunun gün geçtikçe bozulduğu, fakirleştiği, borçlarını ödeyemediği, borçlarını ödemek için üretim araçlarını sattığı ve tarımsal üretimden kaçar hale geldiği bir gerçektir.
 
 - Yeni yüzyılda tarım sektörünü, sorunlarını çözerek uluslararası anlaşmaların getirdiği yükümlülükler çerçevesinde, başta "Avrupa Birliği" olmak üzere diğer ülkelerle rekabet edebilecek yapıya kavuşturmaktır.
Bu hedeflere ulaşırken; öncelikle verimlilik, sürdürülebilirlik, katılımcılık, örgütlülük ve saydamlık ilkeleri geçerli olacaktir.
 
          Desteleme politikalarıyla tarım sektöründe yapının, çok sayıda küçük işletmeler yerine, entansif üretime doğru yönlendirilmesi esas alınacaktır.
 
          Türkiye Avrupa Birliği’ ne üyeliği hedeflemiş olup, Helsinki Zirvesinde Türkiye’nin aday adaylığı kesinleşmiştir. Bu bakımdan, ülkemizin tarım politikalarını belirlerken, ülke sartlarının yanında Avrupa Birliği’ nin Ortak Tarım Politikalarına olan uyumunu da gözetmek gerekmektedir.
 
          Türkiye, gerekli reformları yapıp, tarım sektöründeki yapısal değişiklikleri gerçekleştirmeden tam üyeliğe geçtiği takdirde, tarım ürünlerinin serbest dolaşımı, tarım sektörümüzün bugünkü yapısıyla Avrupa Birliği ile rekabet gücünü zayıflatacak ve Türkiye tarım ürünlerinde Avrupa Birliği’ ne açık bir pazar haline gelecektir. Bu durum Türk çiftçisinin üretimden çekilmesine neden olacaktır.


 

Bu sayfa 0.052 saniyede 17 sorgu ile oluşturulmuştur
Copyright © 2012 Ege Tohum Resmi Sitesi. Her hakkı saklıdır .